İslam hukuku, biyo-fıkıh ve tıp etiği üzerine sık sorulan sorular.
Canın korunması temel bir maksat olduğundan, hastanın yaşamına doğrudan son veren aktif ötenazi ağırlıklı görüşe göre caiz görülmez ve kasten öldürme kapsamında değerlendirilir. Konunun ayrıntılı fıkhî tahlili "Bu Can Kimin?" adlı eserde yer alır.
Hayır. Ötenazi yaşama aktif/pasif müdahaleyi içerirken, tedavinin reddi hastanın belirli bir tıbbi işlemi kabul etmemesidir. Bu ikisinin fıkhî hükümleri farklı kavramsal çerçevelerde tartışılır.
"Bu Can Kimin?" kitabı ile "Ölme Hakkı: Fritz Jahr ve İslam Hukuku Açısından Mukayeseli Bir Yaklaşım" makalesi başlıca çalışmalarıdır.
Tedavinin faydasının kalmadığı ve sadece ölüm sürecini uzattığı durumlarda yaşam desteğinin sınırlandırılması, aktif öldürmeden farklı bir çerçevede tartışılır; hüküm tıbbî duruma, rızaya ve maslahata göre değişir.
Fıkıhta tedavinin hükmü konusunda farklı görüşler vardır; çoğunlukla mendup/mubah kabul edilir, bazı durumlarda vacip olabilir. Ayrıntılar "İslam Hukukunda Tedavinin Esirgenmesi" çalışmasında ele alınır.
Biyo-fıkıh, tıp ve yaşam bilimlerindeki gelişmelerin fıkıh usulü çerçevesinde değerlendirildiği disiplinler arası alandır; İslam biyoetiği olarak da adlandırılır.
Canın korunması, zarar vermeme, fayda sağlama, hasta rızası, mahremiyet ve insan onuru başlıca ilkelerdir.
Çağdaş fıkıh kurullarının çoğunluğu, belirli şartlarla (zaruret, rıza, ticaret yasağı) organ bağış ve naklini caiz görür; konu içtihadî bir mesele olarak tartışılmaya devam etmektedir.
Ölüden organ naklinde organların canlı kalması için ölümün tespiti kritik olduğundan, beyin ölümünün gerçek ölüm sayılıp sayılmayacağı tartışması belirleyici hale gelir.
Bu konuda çağdaş fıkıh âlimleri arasında görüş ayrılığı vardır; bir kısmı beyin ölümünü hukukî ölüm sayarken bir kısmı geleneksel kalp-solunum ölçütünü esas alır. Mesele içtihadîdir.
Batı biyoetiği özerklik, yarar, zarar vermeme ve adalet ilkelerine dayanırken; İslam biyoetiği bu meseleleri fıkıh usulü, maksadü'ş-şerîa ve naslar çerçevesinde değerlendirir.
Yaşamın başlangıcı ve sonu, organ nakli, üreme teknolojileri, genetik, ötanazi, tedavi kararları ve salgın etiği gibi geniş bir alanı kapsar.
Fıkıh usulünün kavramları (ictihad, kıyas, maslahat, örf, maksadü'ş-şerîa) yeni meselelere uygulanarak; mesele iyi tasvir edilip naslar ışığında değerlendirilerek çözülür.
Yapay zekânın tıbbî karar süreçlerine katılması, sorumluluk (damân) doktrini açısından yeni sorular doğurur; bu konu "Yapay Zekâ ve İslam Hukukunda Sorumluluk" yazısında ele alınır.